top of page

Vedaların elinden fısıldıyor...

5 Mar
1 dakikada okunur

"Bütün dünyayı önünüze sermek isterdim ama ne yazık ki sadece kendiminkini verebileceğim"

Sözler kelimelerinden dökülüyor yeni bir dil gibi bana kendini öğretiyor. Çevremdeler, heryerdeler buğultulu renkler, ışıklı sesler... Gözlerinden, bakışlarına yaşayan duygular ruhuma işliyor... Tüm yetilerim adeta uğruna can atıyor, nefes veriyorsun, bahşediyorsun... Ödülmüşçesine titretiyorsun tüm bedenimi ve zihnimi. Yaptıklarını taşıyorsun çehrende, bir rüya gibi...

Her adımımda, kayışımda, yaşayışımda biliyorum içimdesin tinimi verircesine, özüme dönercesine boyanıyor her taraf yepyeni bir renkle. Dışardan duyuyorum, ışıldıyor, ışıldıyorum...

Adını koyamazdım, eğer seslenmek zorunda olmasaydı aciz tellerim gidemeyişinize...

Yönünden sapıyor algımız, bu dünyadan kopuyoruz. Önümde bir yol gibi kapınız, karşınızda eşik gibi dünya'm... Kavuştuğumuz, düştüğümüz çukurdan bir kainat...

Koptuğumuz yerden bağlanıyor serçe'mizden bir parça iplik... Bir parça veriyor bize gelecek, şimdiyi isterken...

Daha sıkı bağlarsam kalır mısınız? Sesimden tutarsam anlar mısınız? Zamandan çalarsam kızar mı bu aciz sabırsızlığıma..? Bakışlarınızın yanımda kalışı anlamlandırmaz mı isteğimi?

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Damladan bir dünya

Bugün avucuma bir kaç taş, yarın dibine yankısı gelen bir kaç damla düştü... Gördüm, benden sandın, "ben" bildin hepsini... Oysa ben oradan geride arkandayım, arkamdayım, karanlığımdayım. Tıpkı o gün

 
 
 
Küçük Bir Yaşam Küçüklüğümden…

“İşte yazıyorum benzer benzetmelerin gölgesinde, güveninde… Bu nasıl bir avuntu? Bu nasıl bir ışık? Kayıp gidiyorlar gözlerimin önünden… Haklı çıkıyorum. Bir avuç gölün ortasında uzanıyorum. Tanır mıs

 
 
 

Yorumlar


bottom of page