Küçük Bir Yaşam Küçüklüğümden…
- Ece İrem Kerim

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
“İşte yazıyorum benzer benzetmelerin gölgesinde, güveninde… Bu nasıl bir avuntu? Bu nasıl bir ışık?
Kayıp gidiyorlar gözlerimin önünden… Haklı çıkıyorum. Bir avuç gölün ortasında uzanıyorum. Tanır mısın, Görür müsün yeniden? Kavuşamadan kaybettiğim tüm her şey, bana gelir mi? Diliyorum… “
Çaresizce, hiç sahip olmamış gibi koşuyorum. Hissettiklerim tüm vücudumu tırmanırken ıslatıyor üstlerini gözlerim. Yetişmek istiyorum. Takılan boncuklarım dökülüyorlar birer müzik kutusuymuşçasına, çocukların uykusuna eşlik edermiş gibi salınıyorlar… Sarıldığım köşeler tanıyor ve bakıyorlar bana, hiç tanışmamışız gibi… İçimdeki bu his, benim minik, büyük, koca eski dostum… Çıkardığı kuyuya çekiyor beni utanmadan sergiliyor ellerimdeki izlerini, büyütüyor. Korkuyorum, yatağının altına bakan bir çocukmuşçasına uykularımı kaçırıyorum...
İşte yeniden oradayım gözlerimin önünden akıp giden binlerce renk taşlarcasına aşağı iniyor, benim minicik karanlığıma uçup akıyor… Saçlarımı tarayan rüzgâr, denizimden kıyılarıma çarpıyor… Ormanımın arasında, gözlerimin yakınında küçücük bir çocuk ellerime uzanıyor. Çok yakın, tanıdık ve uzak bir yabancı… Görüyorum, aynama bakıyorum, hayaletmişçesine uzak, içimdeymişçesine yakın… Kulaklarıma fısıldıyor saçları, özlemimi gidereceğine söz vererek… Tenimi okşayan engin denizin nefesi beni çağırıyor, benzer izlerimizden yakıcı bir sırmışçasına bedenime yayılıyor tüm bu his… Kopuyorum açık griliğe bürünmüş dünyanızdan, önümde, önlerinde tırnak izlerimden kanıyoruz… Bilindik gözlerde, yabancılık sızan çatlaklar açılıyor. Görmüyorsunuz, körleşiyorsunuz söylediğim her kelimeden çözülüyorsunuz… Ve ruhumda kalan o karşılaşmada bilindik sözler dökülüyor dilimizden, yinimizden, tinimizden…
“Kelimeler, sözler, ruhlar fışkırıyor içimden, dışarı yanına, gözlerinize
Kayboluyor çelişkin yaşamlarınızın içinde
Beni bul, beni bul, ormanımın içinde
“o ormanda” köşemde
Zihnimden, zihnine akan bir hismişçesine,
Akıt yaşlarından o bilinmezliği, çünkü ben seveceğim, kaybolacağım her zeminimde
Ve sen yaşayacaksın…
Bu vedanın bilincinde, isteminde
Biri postasını kaybedene
Umut, aşkı terk edene kadar
Çünkü ben yine döneceğim
Bu kıyıdan, kenardan, cesaret bileğimde
Yüreğimde bir “vicdan” olup kalacak
Tıpkı “o” zamanki gibi hatırlanmayacak
Fakat Biz biliyoruz, bir leke kalacak kanımızdan akacak canımıza
Hatırlanmayacak, hatırlatılmayacak
Ama kalacak, bir yüzük gibi,
Esamesini alnında taşıyacak
Ve hiç utanmaz bir iz bırakacak yakamıza
Ayağımızın kayışında gürleyen,
Nefesimizin titreyişinde öfkelenen bir deniz kalacak
Kendine akacak”
Bulunduğumuzun rüzgârın her zerresinde yankılanan, akşamları satırlarından rahatsız eden bu dizeler nefes alıyor konuştukça, okundukça, bilindikçe… Ve ben tekrardan dönüyorum pamuklardan yatağıma, taşlardan örülü çoraplarıma… Saklanması gereken bir sır gibi örtüyor saçlarım nefesimi, iyileştiğim yere akıyorum, ıslanmış yanaklarımı gömüyorum. Yaralarımın yenilerini keşfediyor, alışana kadar karanlığıma sığınıyorum… Ve sen yaşıyorsun… Her zaman ki gibi, hep olduğu gibi, her “yeniden” gibi…
Yorumlar