Bilmediğin bir sen...
- Ece İrem Kerim

- 11 dakika önce
- 2 dakikada okunur
İşte öyle bakıyorsun karşımda, hiçbir şeyi anlamadan. Aklımın köşesinde, avuçlarının ortasında… Biliyorum labirentinde geziyor, dolanıyorsun. Benimle oynuyorsun…
Görüyorum zihninizden geçen renkleri, gözlerinizden içime akıyorlar fakat karşı koyamıyorum. Beni bir piyano gibi çalıyorsun. Tüm yetkinliklerimi eline veriyorum. Farkında değilsin avuçlarındayım, tıpkı eski bir masalın sahibesi gibi… Bu hikâye diğerlerine çok benziyor, lakin ruhunla eşsiz geliyor. Her gidişinde, kendimi kapının önünde buluyorum… Sarılmayı unutmuş gibi keskin bir sızı ile… Benimle oynamana muhtaç kalıyorum…
Geçmiş bir şarkının tanıdık notası, şairinin mısrası kafamda çalıyor, her dönüşünde ve biraz daha bağlanıyorum. Duygularım yetilerimi alırken sadece sana söylüyorlar hikâyelerinin sırlarını… Ve ben unutuyorum bildiklerimi, öğrendiklerimi, yalnızlığımın istenmeyen köşesini... Beni uyutuyorsun hiç olmadığı gibi… Geceyi özlemeden nefes alıyorum, anlamıyorsun limanıma uğruyoruz. Beni çıkardığın her yolculuğumuzda ninnileri dinlemeden duyuyorum… Yağmur damlaları bilindik şarkılarını çalıyorken öğreniyorum, yeniden çocuk olmayı, başımı yaslamayı ve bilmiyorsun, nerede durduğunu… Lütfen geri çekilme, lütfen sadece tek yönde kal… İhtiyacım olduğunu biliyorsun… Seni göndermek istiyorum olman gereken yere fakat bir yanım daima diliyor kalmanı… Bölünüyorum, anlamıyorsun, bana bakıyorsun fakat aramızda senin işaretlerin var. Hepsini ezmek istiyorum, yine de gitmeyecekler biliyorum. Fakat yine de denemek istiyorum. Saklambaç oynamak istiyorum, seni bulabilmek için çocuk olmam gerekiyorsa küçülmek istiyorum…
Saklamak için susuyorken, bakışlarımdan anlamanı umuyorum. Büyüyemiyorum, vardığım noktada olamıyorum. Benden bilincimi çalıyorsun… Suçlamak istiyorum çaldığın, aldıkların için fakat avuçlarındaki her şeyin sahibi ve sorumlusu benim.
Bana tekrar geldiğinde kendimden bulabilmek adına seni süslüyorum hiç tanımadığın çiçeklerle, gittiğinde kızıyorum beni mahrum bıraktığın için ama farkında değilsin, elinde duran gücün, kalbimin ve yaşananların. Sadece bakıyorsun, uzanıyorsun sanki hiçbir kötülük ulaşamaz dercesine… Ruhuma saldığın habersiz güzelliğinle durduğum köşede biliyorum, karanlığımı göremeyeceğini. Lakin yine de körlüğünden gelen sözlerin canımı yakıyor. Avuçlarını izleyip anlamanı bekliyorum, sahip olduklarının fazlası olduğunu, gitmeden önce. Hala anlamıyorsun, bana aşkın kırmızı olduğunu söylüyorsun. Benim için tüm renkleri taşıyabiliyorken…
Bahçemize taşınmak isterdim seninle, hiç bilemeyeceğin gönlüme… Fakat bunun için fazla bilinmezsin, yine de söyleyeceğim sarı’m olduğunu… Aldığın yeteneklerimi geri ver eğer gelmeyeceksen. Sadece bilmeni istiyorum, bir adımındalar. Anlattığım her şeyin bir sayfasında nefes alıyorsun. Olmadığın hikâyelerin gökyüzünde yaşıyorsun… Çünkülere sığındığım her mısramda kendini hatırlatıyorsun. Sadece “oku”, çünkü göreceksin gölgenin sayfalarımı sararttığını… Kendine bakacaksın, benim gözümden, içeriden… Ne zaman kapansam oradasın fakat biliyorum habersizsin. Haritanı derinlerine vereceğim, her zaman ki gibi…


Yorumlar