top of page

Kurutulmuş Bir Sonbaharda Yaşamak…

Dostluğuna sığındığım kalemimin duvarlara vuran yankısı, sesin… Kulaklarımda nefes alan sonbahar, kitaplarımı açtığımda kurumuş birer yaş, elimden dökülen bir kaç satır… Sonundan korktuğum,korkunç ve muhteşem “o” tablo… Anlattıklarından sızmış denizde bekleyen kız çocuğunun bakışında yaşayanların yorgunluğu…

Hepsi, aynamın karşısında benliğime ellerini uzatamazken, bir çift kurdelanın arasında nefes alırken, aklımda esen bu eşsiz, tanıdık düşüncelerin tınısı;

“Bir sonbaharın yaprağımıdır anılar yoksa saklanılan bir kaç parça mı? Zihnimin kenarında durduğun yere nasıl isim verebilirim belirsizlik seni sonsuzluğa taşıyacakken?..

Size mısralarım arasında fısıldıyorum, kaybolmayışınızı kutluyor, altına imzamı bırakıyorum… Hayatıma sizi katıyorum ve saklıyorum, mektuplarımda ki lekelerin yegane sebebi siz değilmiş gibi… İtirafıma sığınarak veda ediyorum. Yaşamıma akan bir ırmağın ortasına terk ediyorum sizi, sızısında yaşayacağınız bir dünyada var ediyorum…

Eski bir kitaptan fırlayan geçmiş,

Lekelenmiş sayfaların çevresinden kaybolan sonbahar,

Vedaları savunmuş bir mektup,

En derin sırlarını paylaşan iki kalp,

Denizlere saklanmış bir aşk gibi

Alıntıladığınız bir şiirde sizin özneniz olarak gidiyorum…”

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Bilmediğin bir sen...

İşte öyle bakıyorsun karşımda, hiçbir şeyi anlamadan. Aklımın köşesinde, avuçlarının ortasında… Biliyorum labirentinde geziyor, dolanıyorsun. Benimle oynuyorsun… Görüyorum zihninizden geçen renkleri,

 
 
 
İçimden "siz"...

Ellerim kanlar içinde bakıyorum... Kırmızılarıma, benden çıkan aydınlığıma... Gerçekte ki ayna'm, benim bir tanecik çocuğum. Titriyerek uzaklaşıyor... İçimde yaşayan bu ince çığlık, etrafımı boğarken,

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2 Post
bottom of page