Bilinen düğümden...
- Ece İrem Kerim

- 31 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Aslında biliyorum içten içe, kim bilemez ki zaten...
Bir tek mısralarım ve yanılsamalarım,
Kopamıyorlar senden...
Sanki hep ruhumda, omuzumda, nefesimdesin.
Konuşuyorum oysa bolca, yokmuşsun varsayıyorum.
Nefes alıyorum diyorum kendi kendime, yaşıyorum.
Kimi zaman vazgeçiyorum kimi zaman öykünüyorum...
Sanırım artık kelime de seçemiyorum.
Hiç bu kadar yetersiz gelmemişti dil'im, ellerim...
Her mürekkebim açılırdı bir sarmala,
Her hikayem birden fazla çiftte yaşardı...
Şimdi ise çocuk ruhlarıyla sığınıyorlar köşelere...
Titriyorlar bazen hissediyorum, doluyorlar.
Yağmıyorlar yalnız şehrine...
Yadırganıyorum hissediyorlar, hissediyorum.
Oysa ıslanmak hak değilmidir birçare ruhlarımın hikayelerine,
Kızıyorum sana kızamayacağım kadar, yaşıyorum sana yaşayamayacağım kadar.
Sonra biri geliyor soruyor yeniden. Ufaktan bir fısıltı, karatı geçiyor.
Derin bir yalan, bir nefes.
Nefes alıyormuş, ne acı ne gerçek!
Boğazından içeriye akan bir gıdım hava süzmesine nefes diyor.
Oysa ben sadece uzak lakin derin temasta hissediyorum, bütün vücudum soluyor adeta...
Biliyorum şüphesiz anlıyor bunu. Oyüzden,
O yamuk, buruk fakat içten çapkın gülümseme...
Defalarca, satırlarca, binlerce soru nüfuz ediyor zihnime "yoksa"larla dolu bir kova sanki..
Cevabım ise hep aynı net ve istikrarlı,
"Yine de tanırdım onu, hala nefes alıyorken yine de tanırdım onu"...
Kendime ihanetim sarsıyor gücümün narin taşlarını, tıkırtılarını duyuyorum. Gözlerim aynı noktaya kilitlenirken...
Ne güzel, ne çirkin bakıyorsun öyle bana, soluğumun renksiz ırmağında...


Yorumlar