Aramıza ihtiyaçlarından birer dağ koyacağım ve bakışların onları aramadığında tutacağım ellerini...
- Ece İrem Kerim

- 4 gün önce
- 2 dakikada okunur
Dalıp gidiyorsun aydınlıklar arasına, görüyorum. İnkar etsende biliyorum, gözlerinde benzer bir sızı yaşıyor...
Bu bencillik mi bilemiyorum. Fakat deli gibi istiyorum, sızını ondan çalmayı... Bunun bencillik olmadığına inanmak istiyorum...
Tıpkı bir sihir gibi sadece gözlerin, tüm bedenimi benden çalıyorlar. Oysa başkasında yaşıyorlar...
Tanımamayı isterdim, sende gördüğümü... Önceden tanışmak isterdim... Fakat zamanı çalamam, tıpkı kalbini alamadığım gibi...
İlerlemeye devam edeceğim her zaman ki gibi. Kim olduğumu biliyorum, ne yaptığımı, fakat beni şüpheye düşürüyorsun... Sendelememe neden oluyorsun...
Beni duraksatmanı seviyor, senin için durmaktan nefret ediyorum...
Tanımıyorsun, unutuyorum... Saçlarımdan renklerim sökülüyor, uzaksın hiç olmadığı kadar...
Bilindik bir şiir gibi heryerde ve hiçbiryerdesin...
Seni okumak isterdim ta ki yırtılana kadar, eski bir kitabın karmaşık hikayesi gibi...
Büyüyorsun görüyorum, uzaklaşıyorsun biliyorum lakin durdurmayacağım seni. Çünkü bilirsin, bunun adı "aşk"...
Olmayan inançalara sığınacağım ta ki seni bana getirmeyene kadar... Sadece izleyeceğim içim sönene, adım sesim duyulmayana kadar. Çünkü ben inanırım gökkuşaklarının sonuna... Seni müzeme yazacağım, kitaplığımın son satırı olana kadar...
Yıldızım kaydığında, bir fırtına koparacağım rüzgarı sadece sahilimde işleyen. Ormanın arasında bir yol, şehirlerin arasında bir sokak, tanıdığım dükkanın eksik köşesi hepsi tanıyacak, sen şehirlerimle vedalaşırken...
Ve ben sevmeyi öğreneceğim uzak bir kuleden... Efsanelere inanacak, mektuplarımı göndereceğim. Çünkü bilirsin, her zaman inanırım mutlu sonlara...
Öylece gitmeni istiyorum senden, benim için döndüğünü bilene kadar... Güleceğin yere gönderiyorum, ekmek kırıntılarına dönmeyeceğini bilerek. Öğrenirsin, ben inanırım eski masallara...
Sadece izliyorum, mutsuz sona gelene dek... Çünkü biliyorum, ben gülmesem de sen daima güleceksin... Her mutlu son, herkesin değildir...
Ben köşede duracağım tıpkı kaçtığım zamanların nostaljisi gibi, ve defterime yazacağım "Gülüyorlar, duyuyorum...", Sen düşeceksin ve hatırlayacaksın "Hala bir patikan var...".
Sonra, kalkacaksın ama dönmeyeceksin... Seni iteceğim ellerimle mutlu olacağın her yere, ta ki düşmeden geleceğin yere kadar... Çünkü bilirsin, ben inanırım kitaplarda yaşayan insanlara...
Bu yüzden adımlarını sıkı bas, bastığın yeri tutacağım. Sendelediğinde rüzgarımla seni saracağım... İhtiyacın olmayana kadar, senden "uzak" kalacağım...
Çünkü "ev" hep döndüğün, gördüğün yer değildir... "Ev" bazen yerini, boşluğa ve kalbine bırakır. Yok olana kadar, yeniden olana kadar...
Kulağına fısıldayacağım, başını dik tutarak yürü, satırların eğilmesin. Sana hayatın ince yanlarından parçalar vereceğim. İstediğin yere ulaşınca, fark edeceksin... Sana bir ev vereceğim ta ki bir sığınaktan fazlası olana kadar... Aramıza okyanuslar koyacağım, yüzmek zorunda olmayacağın zamana kadar...


Yorumlar