top of page

Sonlar Vedaların Eseridir…

"Artık seslensemde duymazsın beni

Hatırlamazsın

Sen bana sağır, kör, zorsun artık

Göremezsin, duyamazsın

İstemediğin gün kaybettin sen bizi

Sevmezsen bulamazsın…”

Bir kaç satır takvim bıraktın geleceğe, zorunluluk adadın geçmişe... Unuttuğun her anı kalbimizden bir parça aldı, eksildik sevgili... Yok olmadık ama yandık, kül olduk. Sen ateşinle kül ettin bizi... Yalnızlığımı alıp kimsesiz bıraktın beni... Kuytu köşelere terk ettin bizi... Soğuk fırtınalarda üşüttün benliğini. Sen bizimle kendinden vazgeçtin sevgili... Bir şehir, dünya, iki aşık gömdün bu diyarlara yine de gidemedin, gidemezsin sevgili... Bilirim ben sensiz kimsem, sen bensiz o'sun...

Karların yağdığı şehirlerin kar tanesinden doğmuş fırtınalarıyız biz... Umut dolu denizlerin ışıltılı hayalleriyiz... Zıtlıktan gelmiş iki bedenin yorgun  ruhlarıyız. Bizi herkesten sil sevgili, kalplerimizin tarihinden silemezsin. Bizi unutmaya çalış sevgili sadece eksiltirsin... Küllerimiz rüzgar olur üşütür narin bedenini, bilirim sevgili ben sensiz kimsesizsem sen de bensiz kimsesizsin...

Aşkın nefretle kesiştiği kışın sahipleriyiz biz, iyiyiz ve kötüyüz en önemlisi biziz, özeliz... Şimdi kelimelere dök sevgili nasıl olurda mektuplar gelemez kapına? Nasıl olurda mektuplarına veda eder ruhum? Söyle bana nasıl gideceksin bizden? Yarım bırakılmış bir aşka razı gelecek mi kalbinin narin duvarları? Gururun engel olabilecek mi içinde kalan gökkuşaklarımıza ? Gülüşünden alabilecek misin yıldızlarımı ? Gözlerinden koparabilecek misin yüreğimi?

Gitmek bedene özgüdür sevgili, ruhun ellerimdeyken çekip alabilecek mi bedenini benden? Gülüşen çocuklarda aramayacak mısın bir parça bizden?..

Her adımında uzaklaşan bedenlere,  özleşen ruhlara sahibiz sevgi’li… Tutar mı rakamlardan parmaklıklar aşkı ? Beni görmeni engeller mi bu gri belirsizlik? Kaybettiğini sanan bir beden ruhunu tanırsa dayanabilir mi bu bilinmezliğin utancına,nefretine ve en çokta yalnız kalmışlığına ? Bedenimde saklı ruhum sensiz beni taşıyamıyor , nahif duvarları küçük , güçsüz geliyor. Dünya yokluğunda biraz daha soluyor oysa sen varken ne dünya, ne hayat tutabilirdi neşemizi, rengimizi ,bizi… Şimdi bulunduğum grilikte evrenimizi arıyor varlığım, yalnız unuttuğu bir şey var bizi terk ettiğin yerde hepimiz griliğe mahkumuz. Çocuklar neşesizliğe , insanlar aşka ve biz nefessizliğe boğulmaktan kaçamıyoruz… Güneş doğar ve batarken bu bir vedanın sessizliği mi? Ama bilirsin , sonlar vedalardandır, ben sana veda etmedim sevgili içim  inanır  bitmediğimize, sesimize, sevgimize… Hikayeler zihnimizde yaşar sevgili bizim hikayemiz daha bitmedi… Çünkü “aşk” geç tanımaz kalbimizle, ruhumuzla bize eşlik eder ta ki gerçekliğe veda edene denk…

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Nefes almakla yaşamak aynı mı dersin? Hayattaki herşeyi gerçekten biz mi seçeriz?  Yoksa hayat mı bizi seçer? Yorgun adımlar mı, yavaş hayatlar mı tanır hayatı? Yokluğunda ağırlaşır yaşam, derinlerimd

Hatırlar mısın sesimi mazinin eskimiş dalgalarında? Saçlarına vuran rüzgarlar varlığım gibi okşar mı onları?.. İçimde ki bu sancı ulaşır mı kalbine? Unutulmuş bir bedenin sancısını çeker ruhum... Gece

Yazı: Blog2 Post
bottom of page