top of page

Sen olmasan da, varsın...

Eğer zaman bir mumdan damlayan seslerle sayılsaydı sırlarımız içinde saklı iplikler olurdu ve sen gizli aşkım, yanan ateşim ...Ne keder ne acı bu böyle? Kim bırakır ki hayatı böyle? Bu hüzün neyin cezası söylesene?

Bana bakan gözlerinin yaktığı çehremi kaplıyor hüzün, adımımı attığım her yerde açıyor solgun çiçekler...

Mürekkebimin dans ettiği kağıtlar kıvranıyorlar kalbim ne yapsın? Gözlerimin ırmakları nasıl dursun? Yalvarırım siz gelene kadar kapatın perdeleri, gözlerimi alıyorlar...

Benim güzel sevgilim, düşmanım, kalbim ve aşkım... Tabağa yaklaştığında zaman, anladığım şeyler için özür dilerim... Çektiğimiz acı, hüzün, keder sardı etrafımı ve kalın duvarlar oluşturdular, evimizi sakladılar.Yıllar boyu gelip sarıldığın bu ruh şimdi saklı bir köşe de veda ediyor sana... Yalvarırım gel ve aç pencerelerimizi tekrar sarıl bu aşka...

Derin bir yas içinde ışıklar geç kaldığımız şeyleri anıyorlar. Ve sen sevgili... Aşkımızı saklayan, gözlerini kapayan ışık... Bütün bu kalabalığa beni yabancı ilan eden yabancı...

Onlara beni anlatmadın mı? Oysa ben karanlığıma bahsettim senden...

Söylesene nasıl unutursun beni?

Ben, geceyi gözlerinde yıldızları saçlarında saklayan kadın...Terk edilmiş sarayların mahzun karanlık sahibi, gece...

Her gecende, rüyanda ve uykunda hatırlayacağın ilk aşkın... Nasıl unutursun beni? Baş döndürücü bu dünyayı saran gecemin gündüzü, nasıl yer edinmez zihninde evreni sarıp büyüten aşkımız?..

Içimde saklı çiçeklerin solgunluğunu taşıyan gözlerin miydi bana aşkıyla şiir yazan? Söylesene bu duygular mıydı o aşkın izinden gelenler?..

Her adımımda beynimin içinde yankılanıyor soğuk ayrılık bu derin ve acı ses hapsediyor beni bulunmaz bir kederin içine... İçimde ki aşkın her bir parçası yerlerde birer cam kırığı gibi kesiyor kalbimi... Hayal kırıklığının acımasız demirleri güvercinleri kafeslerde saklıyorlar... Dünya dönüşüyor acımasızlığın şehrine ve çocuklar gülüşmüyorlar artık... Gözlerinden dökülen yıldızlarım dilekleri red ediyor artık... Söylesene aşk'ım! Hak eder miydi aşkımız ölmeyi?

Binlerce sayfa mektup yazdım sana yokluğunda fakat artık onları veremem ellerine şayet kalbimde hala büyüyen aşk, ıssız ve terk edilmiş bir masal gibi bir anı bırakır aşksız kalbin ile sana...

Bırakalım sevgili ulaşmayan mektuplar, anılar yazıp yaşatayım aşkımızı. Issız kalbinize gidip anı olarak kalmasın sesleri... Olsun, perdeleri açmayın ben yine de severim sizi...

Merak etmeyin kızmayacağım, kalbim kızamayacak kadar aciz size... İçimde gözlerime aşkla bakan masum sevgili yaşarken nasıl kızar ki kalbim size? Bilin ki her satırımda gezen gölgeniz aşk tohumları bırakır kelimelerime... Kızıl bir gölge gibi gezersiniz hayatımda, hayatımın izleri sayfalarında...


11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Nefes almakla yaşamak aynı mı dersin? Hayattaki herşeyi gerçekten biz mi seçeriz?  Yoksa hayat mı bizi seçer? Yorgun adımlar mı, yavaş hayatlar mı tanır hayatı? Yokluğunda ağırlaşır yaşam, derinlerimd

"Artık seslensemde duymazsın beni Hatırlamazsın Sen bana sağır, kör, zorsun artık Göremezsin, duyamazsın İstemediğin gün kaybettin sen bizi Sevmezsen bulamazsın…” Bir kaç satır takvim bıraktın geleceğ

Yazı: Blog2 Post
bottom of page